Kudüs Yüksek İslami Vakıflar Konseyi Başkanı Şeyh Abdülazim Selheb, Siyonist İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Mossad Başkanı Yossi Cohen’in, İslam aleminin tarif edilemeyecek derecede ehemmiyet atfettiği Mekke ve Medine şehirlerini içine alan Suudi Arabistan’ı ziyaret ederek Veliaht Prens Muhammed bin Selman’la bir araya gelmesini şiddetle kınadı.

Filistin davasının ileri gelen müdafilerinden Şeyh Selheb, bazı Arap devletlerin işgalci İsrail rejimiyle normalleşme sürecini başlatması, bu bağlamda Siyonist Netenyahu’nun Suudi Arabistan’ı ziyaret etmesi, ilk kıblemiz Mescidi Aksa’nın saldırılara maruz kalması gibi önemli konular hakkında açıklamalarda bulundu.

Son zamanlar Mescidi Aksa’ya yönelik saldırıların katlanarak arttığına dikkat çeken Şeyh Selheb, İsrail rejiminin, işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinde bulunan Aksa’yı Yahudileştirmek için olağanüstü çaba içine girdiğini belirterek, İsrail’in Filistin topraklarının demografik yapısını değiştirmeyi amaçlayan tüm işgal politikalarını reddettiğini vurguladı.

Daha evvel defaatla işgal güçleri tarafından gözaltına alınan ve Mescidi Aksa’ya giriş yasağı cezasına çarptırılan Şeyh Selheb, “Kudüslüler, bedeli ne olursa olsun sabitelerinden taviz vermeyecektir. İsrail ile imzalanan lanetlik normalleşme anlaşmaları akamete uğramaya mahkumdur.” ifadelerini kullandı.

İbranice yayın yapan İsrail gazeteleri, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, Suudi Arabistan’ı ziyaret ederek Veliaht Prens Muhammed Bin Selman ile gizli bir görüşme gerçekleştirdiğini bildirmişti.

Israel Hayom (Bugün İsrail) gazetesinde son dakika gelişmesi olarak geçen haberde, Mossad Başkanı Yossi Cohen’nin eşlik ettiği Netanyahu’nun, Veliaht Prens bin Selman ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile Kızıldeniz kıyısındaki Neom kentinde bir araya gelerek dörtlü bir görüşme gerçekleştirdiği ifade edilmişti.

Netenyahu’nun Suudi Arabistan Ziyareti

İslam aleminin beklentilerine kulak tıkayan ülkelerin eninde sonunda kaybedeceğini söyleyen Şeyh Selheb, İsrail basını tarafından duyurulan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun gizli Suudi Arabistan ziyaretine tepki gösterdi.

Şeyh Selheb, işbirlikçi Arap devlet yöneticilerine yaptığı çağrıda, “Mescidi Aksa ilk kıblemiz olarak kalmaya, kalbimizdeki yerini korumaya devam edecektir. Normalleşme girişimleri başarısızlıkla sonuçlanacaktır.” dedi.

Açıklamasında Şeyh Selheb, İsrail ile ilişkileri normalleştirme yoluna girenlerin menzilini şaşırdığını fakat Kudüs halkının, işgal politikalarına karşı direnişe devam edeceğini söyledi.

İslam alemine, İsrail’in egemenlik kurmaya çalıştığı Mescidi Aksa’yı kurtarma çağrısı yapan Şeyh Selheb, Aksa’nın bölünmesinin ya da yahudilerin ortak olmasının mümkün olmadığına vurgu yaparak, Mescidi Aksa’nın Müslümanların 3 kutsal mekânından biri olduğunu ve 2 milyar Müslümanın inancında böyle kabul edildiğini ifade etti.

Mescidi Aksa ve Kudüs’teki vakıflar, İsrail ile Ürdün arasında 26 Ekim 1994’te imzalanan barış anlaşmasına göre Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığı’na bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nin himayesinde bulunuyor.

Mescidi Aksa’nın Hedef Alınması

İsrail rejiminin bölgedeki çalışmalarına değinen Şeyh Selheb, işgal güçleriyle Yahudi yerleşimcilerin Mescidi Aksa’ya dönük saldırılarında ciddi artış yaşandığını, Müslümanların buraya gelerek namaz kılmalarının engellendiğini, Aksa’nın gerçek sahiplerinden koparılmak istendiğini ve İsrail’in aşamalı olarak Aksa üzerinde tam egemenlik kurmayı hedeflediğini kaydetti.

Şeyh Selheb, dünyanın dört bir yanından getirilen Yahudi yerleşimcilerin, işgal güçleri koruması altında, 1967’de Doğu Kudüs’ün işgalinde anahtarları İsrail tarafından ele geçirilen El-Meğaribe (Faslılar) Kapısı’ndan sabah ve öğleden sonra Mescidi Aksa’ya baskın düzenlediği ve bu tür baskınların yerleşimciler nezdinde gündelik aktivite haline dönüştüğünü ifade etti.

Fanatik Yahudiler, zaman zaman İsrail polisi eşliğinde Mescidi Aksa’nın avlusuna giriyor. Bu durum sık sık bölgede gerginliğin tırmanmasına ve Filistinlilerle İsrail polisi arasında arbede yaşanmasına neden oluyor.

Peygamber Efendimizin (s.a.s.) bir hadisi şerifinde, ‘Mescidi Aksa’yı, kıyamete kadar sürecek bir ribat (nöbet) ve cihat yurdu’ olarak tarif ettiğini hatırlatan Şeyh Selheb, “Biz burada ribat görevi görüyoruz. Mescidi Aksa için nöbet tutuyoruz. Efendimizin vasiyetini tatbik etmeye gayret ediyoruz.” şeklinde konuştu.

İsrail’in İslami açıdan mukaddes kabul edilen değerlerin Yahudileştirme planlarına karşı Mescidi Aksa’yı korumanın dini vecibe olduğunu aktaran Şeyh Selheb, “Aksa davası Filistin’deki bir avuç Müslümanın değil, hepimizin ortak davasıdır.” dedi.

Paha Biçilemez Değer: “Mescidi Aksa”

Mescidi Aksa’nın Müslümanların kalbinde muazzam bir yere sahip olduğunu belirten Şeyh Selheb, “Aksa, ibadet ve ziyaret maksadıyla gidilmesi gereken üç mescitten biri, Hz. Muhammed (s.a.s.) miraç yolculuğuna çıkmadan önce Müslümanların ilk kıblesi, Kur’an’ı Kerîm’de çevresinin mübarek kılındığı belirtilen yer, içinde Kubbetu’s-Sahra’nın yer aldığı kutsal mekân ve burada kılınan namazın kişinin evinde tek başına eda edeceği namazdan elli bin kat daha çok faziletinin bulunduğu mabettir.” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında Şeyh Selheb, Mescidi Aksa’ya yönelik ihlallerin tehlikeli bir aşamaya geldiğini, şu anda işgalci İsrail rejiminin Aksa’yı yıkma ve iddia ettikleri sözde Süleyman Mabedi’ni inşa etme çabası içinde olduğunu anımsatarak, İslam ülkelerine, bir an önce Mescidi Aksa başta olmak üzere İslami değerlere karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri, Filistin halkını savunma ve korumaları çağrısında bulundu.

Diğer taraftan işgal edilen Filistin topraklarında işgal faaliyetlerini yürüten ve “Heykel Örgütleri” adıyla bilinen fanatik ve aşırıcı Yahudi grup, hemen hemen her hafta Yahudilere Mescidi Aksa’ya toplu baskın çağrısı yapıyor.

Yahudi yerleşimcilerin ve İsrail güçlerinin saldırılarına karşı Mescidi Aksa’yı korumak için Kudüslülerin her vakit Aksa’nın içinde ve avlusunda bulunmaları gerektiğini söyleyen Şeyh Selheb, “Aksa, Allah’ın bize emanetidir; mahşer günü hesabı bizden sorulacaktır.” dedi.

Ayrıca Şeyh Selheb, işgal rejiminin Müslümanları, Mescidi Aksa’nın en önemli giriş yerlerinden biri olan Babu’r-Rahme bölgesinden uzak tutmaya çalıştığına dikkati çekti.

Yahudiler, içinde Kıble Mescidi ile Kubbetu’s Sahra Camisi’nin yanı sıra müze, medreseler ve büyük avlunun yer aldığı Mescidi Aksa Külliyesi altında, Süleyman Mabedi kalıntılarının bulunduğu iddiasıyla kazı çalışmaları yapıyor, Aksa’da kendilerinin de ibadet etme hakları olduğunu savunuyor.